|
ARİSTOKRAT BÜROKRAT DOKTOR YADA AVUKAT VE YETMİŞ SEKİZ KUŞAĞI
Genç kuşak, yaşlı kuşak, altmış sekiz kuşağı, yetmiş sekiz kuşağı yani bütün toplumda bir kıpırdanma var. Toplum sanki bilinçli veya bilinçsiz bir değişime dönüşüme hazırlanıyor gibi.
Değişime ve dönüşüme hazır olmayan insanlardan özellikle yetmişsekiz kuşağından bir kısmı bin bir bahanelerle örgütlü çalışmanın içerisine girmek istemezler, bahane uydururlar, sözde muhalefet yapıyor gözükerek çalışmalara engel bile olurlar. BU GURUP Ekonomik durumu iyi ve tuzu kuru olanlardan oluşur. Köy sitesinin Eğitim durumu adlı sayfasında bahsedilen bürokrat vs. çoğunluğunun bu gurup içerisinde olduklarını yorumluyorum.
Değişimin ve dönüşümün bilincinde olanlardan bir kısmı; hem kontrolü ellerinde tutmak hem de sözü ayağa düşürmek istemezler. BU GURUBU daha çok yetmişsekiz kuşağının öncüleri oluşturur. F,ç. dernek üyeliği, D,ç. yönetim kurulu üyeliği sizlerin yanındayız diye yeni kuşağa verdikleri bir mesajdır.
Diğer tarafta değişim ve dönüşümü yetmişsekiz kuşağının inisiyatifinden tamamen kurtarmak isteyen
kökten değişimciler olabilir. BU GURUBU Yetmişsekiz Kuşağının yapamadığını yapmaya çalışan dernek ve site yöneticileri oluşturuyor diye tahmin ediyorum.
Her toplumda çıktığı gibi Laf değil iş isteriz diyen, yapılacak programın hemen uygulamaya konulmasını isteyen, görev almaya hazır acilci veya aceleci GURUPLARDA mevcut olabilir. Yöneticilerin bu olasılığı da dikkate almaları gerekir.
Değişimi ve dönüşümü uzaktan izleyen veya izlemek zorunda kalan, olumlu olan her programa her an destek vermeye hazır yurdun değişik bölgelerindeki köylüleri farklı bir GURUP olarak dikkate almak gerekir. Bu guruptaki insanlar dağınık bölgelerde olmalarına rağmen Derneklerin en yakın müttefiki ve destekçisi olanlardır.
Doğru bir programın altına imza atacak, maddi ve manevi imkanlarını sunacak, gerekirse iş gücüyle katkıda bulunacak köyde yaşayanlar EN BÜYÜK GURUBU çoğunluğu oluştururlar.
Guruplaşmalar, taraf olmalar, tartışmalar ve karşı çıkışların hepsi; değişim ve dönüşümün, en iyi program en doğru strateji oluşturulması için yapıldığını gözden kaçırmamak gerekir. Guruplaşmaların güzel ve iyi olan yanı burasıdır.
Birinci gurupta olanlardan yani ekonomik durumu iyi ve tuzu kuru olanlardan ne köy olur ne kasaba. Bu guruptan destek beklemek imam evinden aş ölü gözünden yaş beklemek anlamına gelir. Bu gurubun dışındaki bütün guruplarla hem işbirliğine gidilebilir hem de dernek faaliyetleri içine çekilebilir.
Yeni kuşak eski kuşağı yani 78 kuşağını gözünde büyütüyor olabilir. 78 kuşağının gücü teorilerinin bilimsel, çizgilerinin doğru, duruşlarının devrimci olmasından değil; öyle bilinmesinden öyle duyulmasından öyle inanılmasından gelir. Bu durum halk arasında Ispanakta demir minerali olduğuna dair yaygın ve yanlış olan inanışa benzer.
Belki açıkça söylemiyorlar, belki ifade edemiyorlar, belki de saygısızlık olmasın diye susuyorlar ama
yeni kuşağın, dernek yöneticileri ve üyelerden büyük çoğunluğunun böyle bir kanaat taşıdığını yorumluyorum. Geniş halk yığınlarının yani köylülerin de yetmişsekiz kuşağına eskisi kadar çok güven duymadığını da deneyimlerinden biliyorum.
Yetmişsekiz kuşağı 12 eylül darbesi ile fiilen tasfiye edilmiştir, sadece düşsel olarak varlığını sürdürmektedir. Yetmiş sekiz kuşağı fiilen yok olmasaydı Bu gün dernek kurulması, site açılması gibi konuları onlar yaparlar M İ, F G, M K, E Y.r ortaya çıkmazlardı. Zaten yöneticilerin ortaya çıkıp köyün lokomotifi olma görevini üslenmeleri 78 kuşağını yok saymalarının ve onlardan umutlarını kesmelerinin bir yansıması olarak anlaşılmalı, çalışma programlarını onlarsız yapmaları gerekir. Bu düşünce yöneticilerin başarısını veya başarısızlığını belirleyecek duvarcı sicimidir.
78 kuşağının unutmaması gereken bir nokta var. Kendi yokluğundan meydana gelen boşluğu doldurmak için iyi niyetle ortaya çıkan dernek yöneticilerine kişisel olarak destek vermek ve yeni kuşağın içerisinde erimek. Belki farkında değiliz ama bizim boşluğumuzu doldurmak aynı zamanda bize verilen değerin bir ifadesidir
Yetmiş sekiz kuşağının yüzde doksanının en az yarısından fazlası yüksek okul bitirmiş olsa ve bilgisayar denen tekniği çok iyi kullanıyor olsa bile bu becerilerini toplumun hizmetine sunacak ruhlarının kalmadığı yorumundayım. R İ. gibi toplumsal bağlarını koparmayanlar genel doğrular içerisinde istisna kalır. Bu kuşaklar bir bayram mesajı gönderemeyecek kadar ruh yorgunu insanlardır, gerisini varın siz hesaplayın.
Yetmiş sekiz kuşağı bilgisayar kullanmasını çok iyi bilen doksan kuşağına bilgi birikimlerini aktarmadılar ve onları saflarına katmayı beceremediler. Bu bağlamda yeni kuşaktan yani dernek ve site yöneticilerinden sosyal içeriği ağırlıklı bir site hazırlamalarını beklemek haksızlık olur diye düşünüyorum. Ancak bilgisayar kullanma ve yazma özürlü yetmişsekiz kuşağından da sosyal içerikli yazı yazmalarını beklemek toplumun tahlilini iyi yapamamak anlamına gelir, okuyan bürokrat kesimden bir şeyler beklentisi içerisinde olup ta beklenti gerçekleşmeyince yaşanan hayal kırıklığına uğramakla eş anlam taşır.
Yetmiş sekiz kuşağından olup ta dernek üyeleri içerisinde ismini gördüğüm F ç, H ç, R,k. ve Dernek yönetiminde bulunan D ç. hamamın namusunu kurtaranlar gibi yetmiş sekiz kuşağını birazcık temize çıkarmışlar, onlara sağ olun demek geliyor içimden. Dernek ve site yöneticilerinin ileriki dönemlerde yazacakları bir makale içerisinde bu durumu belirtilmelerinde fayda görüyorum. Belki bu kadarcık iltifat onları gıdıklar ve sadece dernek üyesi olarak kalmayıp daha iyi işler yapmaya yöneltir.
İçinde yaşadığımız toplumun son derece zeki ve kavrayışlı insanlarının önce solcu ve devrimci olduklarına daha sonra da bu yeteneklerini yitirdiklerine şahit oluruz ( F ç gibi ). Bu devrimci ve solcular yeteneklerinin tamamını yitirmezler, kalan yeteneklerini de bu sistem içerisinde hayatlarını nasıl devam ettirecekleri hususunda kullanırlar. Örneğin içinde yaşadığımız toplumun karmaşasından, çeşitli sınıflardan milyonlarca insanın yaşadığı gerçeklerden kaçmak, onlardan bağlarını koparmak için tedbir alırlar.
74 – 75 li yılların devrimcileri arasında önemli farklar olduğu gibi,( F Ç. – H Ç. örneği) daha sonra gözlerini dünyaya belli bir hareketin içinde açanlar arasında ( D ç – R k. örneği ) bile önemli farklar vardır. Sözün özü 78 kuşağı olarak bilinen biz devrimciler bugün yaşayan bir fosil durumundayız. Bırakın derneklere üye olmayı kendi aramızda bile tartışıp konuşmuyoruz. Ortaklaşa takip ettiğimiz bir yayın organı olmadığı gibi ihtiyaç bile duymuyoruz.
Üstüne üstlük bütün bunları bir de fazilet gibi görüyor, kendimize hayranlık duyuyoruz ve toplumun diğer kesimlerinden de ( Dernek kurucularından, Köy halkından, ekonomik durumu iyi olmayan kitlelerden yeni yetişen kuşaktan ) bizlere hayran olmalarını bekliyoruz.
Bu tespit içinden çıktığım daha doğrusu bir türlü çıkamadığım 78 kuşağı ile ilgilidir. 68 ve 90 kuşağı da bu gibi değerlendirmelere tabi tutulabilir. Bu yazı tanıyan Divelilere verilen bir özeleştirim olarak ta görülebilir.
Hala çok geç değil, 78 kuşağı olarak içine girdiğimiz katılaşma ve taşlaşmadan kurtulup toplumun bu değişim döneminde genç kuşaklarla birlikte geleceklere bir gelenek, bir hareket noktası bırakılabiliriz.
Sanki bütün köylüler olarak yeni bir dönemin eşiğinde bekliyor gibiyiz.
|